Türkiye’de Kalkınma ve İşbirliği Dış Yardımlarının Kurumsallaşması

thumbnail.default.placeholder
Date
2013-06-15
Authors
ŞAHİN, Süleyman
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Abstract
Çalışmanın konusu, Dünya’da sürekli gelişen uluslararası yardım stratejilerinin paralelinde, Türkiye’deki yasal düzenlemeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalara göre oluşan kurumsallaşma sürecini incelemek ve önerilerde bulunmaktır. Günümüzde nitelik ve nicelik olarak çeşitlilik gösteren uluslararası yardımların başlangıcı, 1. Dünya Savaşı sonrası ve 2. Dünya Savaşı sürecinde, ABD’nin Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan ve Türkiye’ye yaptığı yardımlardır. ABD söz konusu yardımlarını bilahare ünlü Truman ve Marshall yardımlarını planlamak ve uygulamaya koymak suretiyle devam ettirmiş ve zaman içinde birçok dönüşüme tabi tutmuştur. Temel insani değerlerin uluslararası sözleşmelere bağlanarak ön plana çıkması; yoksulluk, geri kalmışlık ve terör ile mücadele, geleneksel olarak eski sömürgelerine yardım eden sanayileşmiş batı ülkelerini, diğer bölgelere de yardım etmeye zorlamıştır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde UNDP koordinatörlüğünde kalkınma programları uygulanmaya başlanmış ve Marshall Planı ile doğan OEEC, Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu OECD’ye dönüştürülmüştür. Diğer yandan 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan güç dengesinin ortaya çıkardığı NATO, Varşova Paktı’nın dağılmasıyla amaç değiştirmiş ve Barış İçin Ortaklık Projesini uygulamaya koymuştur. Bugün bütün dünyada, birçok ülke, BM alt kuruluşları, OECD, uluslararası finans organizasyonları ve sivil toplum kuruluşları Binyıl Kalkınma Hedefleri olarak belirlenen ilkeleri uygulamaya çalışmaktadır. Ancak bazı ulusların ‘sömürge’ konusundaki geçmiş tecrübeleri bazı tartışmalara da yol açmaktadır. Uluslararası yardımlar çerçevesinde Türkiye’ye bakıldığında, önceleri Marshall Planından ve NATO’dan yardım alan ülkeler arasında yer almış olmakla birlikte, 1. Dünya Savaşı sonrası Afganistan’a, 2. Dünya savaşı sırasında ise Yunanistan’a kendi imkânları ile yardımlar yaparak, yardım veren ülke konumunda da bulunmuştur. Özellikle Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte SSCB’nin dağıldığı coğrafyada ortaya çıkan Türk Cumhuriyetlerinin sosyal ve ekonomik durumu, Türkiye Cumhuriyeti’ni dış yardımlarını artırmaya zorlamıştır. Türkiye daha sonraları Dünya’daki bütün problem alanlarına değişik tanımlamalarla yardım yapmaya başlamıştır. Fiili yardımlar devam ederken, arka planda yasal düzenlemeler yapılmış, yeni kurumlar kurulmuş ve mevcut kamu kurumlarına yeni ilave görevler verilmiş; ikili ve çok uluslu anlaşmalar imzalanmış ve böylece Türkiye, dış yardım kapasitesini sürekli geliştirdiği bir sürece girmiştir. Hatta Türkiye, uluslararası yardım arenasında örnek olarak gösterilen ve takdir gören uygulamalar geliştirmiştir. Bu bağlamda, temel görevi dış yardımları planlamak ve uygulamak olan kurumlar, hedef ülkelerin ihtiyaçlarını, süratle, etkin ve ekonomik olarak karşılamak için yurtiçi hizmet veren kamu kurumlarının uzmanlık birikimlerini mobilize etmeye başlamışlardır. Zaman içinde faaliyet konularında uzmanlık kapasitesine sahip sivil toplum teşkilatlarının da bu organizasyona dâhil olması ile çok aktörlü ve güçlü bir dış yardım yapısı oluşmuştur. Bölgesel gelişmeler Türkiye’yi sığınmacı kabul eden bir ülke statüsüne getirmiş ve sığınmacı sayısı olağanüstü rakamlara ulaştıkça, Eximbank gibi finansman kuruluşlarının yaptığı yardımlar ile başlayan süreç, Genelkurmay ve İçişleri Bakanlığı gibi güvenlik kurumlarının yardımlarının ön plana çıktığı bir sürece dönüşmüştür. Eski sömürgeleri ile ilişkilerini dönüştürerek sürdüren batı ülkeleri ve küresel ekonomide yeni ‘Pazar’ kazanma mücadelesi veren sanayi ülkeleri ile Türkiye’nin yolları doğal olarak ayrılmış ve Türkiye ‘nerede kriz varsa oraya koşmayı’ dış yardım stratejisinin odak noktası olarak belirlemiştir. Türkiye’nin oluşturduğu bu çok aktörlü, esnek ve yüksek kapasiteli yapı şimdiye kadar istenen faydayı sağlamıştır. Ancak, yapısı gereği risklere de açıktır. Çalışma, işte bu kurumsal yapıyı irdelemekte; yapının güçlü yönlerine işaret etmekle birlikte; yapıya yeni boyutlar kazandırmaya, noksanları gidermeye ve zayıf yönleri iyileştirmeye yönelik somut öneriler ortaya koymaktadır.
Description
Institutionalization of Development and Cooperation Foreign Aids in Turkey
ABSTRACT: The subject of the study is to examine the institutionalization process of foreign aid implementations in Turkey, emerged to meet necessities of related international agreements and national legal arrangements, in parallel position to constantly evolving international aid strategies in the world and make suggestions on above mentioned institutionalization process. The beginning of international aid mechanism which displays variety in kind and quantity today is U.S.A’s aids to Russia, Britain, France, Greece and Turkey post World War I and during World War II. The United States has carried on this kind of aids by planning and implementing the well-known Truman and Marshal aids and transformed the aid modality many times over time. Emerge of core human values to forefront in connection with international agreements, struggling under poverty, backwardness in economic development and combat with terrorism have forced the western industrialized countries which traditionally support their former colonies, to help other regions as well. Implementation of international development programs has started within the United Nations Organization and the OEEC which was born in connection with Marshal Plan, was transformed to OECD including Turkey as a founding member country. On the other side, new power balance emerged after World War II caused establishment of NATO which changed its goals as a result of dissolution of Warsaw Pact and started ‘‘Partnership for Peace Project’’. Today, many countries all over the world, the UN, OECD, international financial organizations and non-governmental organizations are active on implementation of the principles lined up by the Millennium Development Goals. However some Nations’ past experiences in colonialism give rise to some controversies. If Turkey is taken under observation within the framework of international aids; although it was first on the platform of recipient countries of the Marshal Plan and NATO; it also took place on donor countries’ platform by delivering aid out of its own resources to Afghanistan post World War II and Greece during World War II. Especially the socio economic position of the Turkish countries in middle Asia which gained independence as a result of collapse of the USSR forced Turkish Republic to increase level of external aid. In this context, Turkey has continued delivering aid under various definitions to all problem areas in the world. During the course of de facto aid deliveries, legislative arrangements have been realized at the background, new institutions established, new tasks assigned to the existing public institutions, bilateral and multilateral agreements signed and thus Turkey has entered a process where it has improved its foreign aid capacity constantly. Even, Turkey has developed applications which have been shown as examples and appreciated by the international foreign aid community. In this context, the public institutions which are directly responsible for planning and implementing foreign aids have found out a new way to meet the needs of the targeted countries effectively, efficiently and on the right time by mobilizing the specialized knowledge and skills of other public institutions which normally deliver domestic services. Over time, by inclusion of civil society organizations which possess special expertise capacities in their operational areas, into the national foreign aid alliance, a multi-discipline and powerful structure has been composed. Regional developments have pushed Turkey to asylum accepting country status and as the number of asylum seekers increased to extraordinary levels, the aid process which began with financial aids of Eximbank was transformed to new modalities where General Staff and Ministry of Interior Affairs as security institutions came to the forefront. Turkey’s course was naturally diverted both from industrialized countries which combat for new markets in global economy and western countries which carry on their old colonial relations by applying transformations on them and Turkey has determined the focal point of its foreign aid strategy as “running there where there is a crisis’’. This multi-actor, flexible and high-capacity structure which was developed by Turkey has provided the expected benefit so far. However it is also exposed to risks. The study examines this multi-institutional national structure; points out its strengths and on the other hand, makes concrete and definite suggestions on inclusion of new dimensions to this structure, improvement of weaknesses and completion of gaps.
Keywords
international relations
Citation