Ergenekon Destanı’ndan Toplumsal Bilinçdışına Yansıyan Anne, Ateş ve Hayvan İmgeleri

thumbnail.default.placeholder
Date
2023-04-04
Authors
ULUS, Gökçe
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Milli Folklor
Abstract
İlk insanın doğada kendine yer edinebilmesi, nereden geldiği ve nereye ait olduğu bilgisine erişme çabası; varoluşsal gereklilik olarak anlama, anlatma ihtiyacıyla birleşir. Bu ihtiyaç doğrultusunda ilk hayaller imgelere ve söze dönüşür. İmgeler, insanın kendini tanımlamasında araç olur. Milleti fark etmeksizin bireylerin sorduğu “Ben kimim?” sorusuna verilen ilk cevaplar mitlerdir. Toplumsal değerlerin aktarıcısı olan mitler üzerinden, imgelerin ışığında toplumsal kimlik okumaları yapılabilir. İmge ait olduğu toplumu; değerleri, sanatı, folkloruyla kavranılır kılar. Bu gücüyle folklorik imgelem, Jung’un sınırlarını netleştirdiği ortak bilinçdışına büyük bir kapı açılmasını sağlar. Toplumsal bilinçdışında Jung’un arketipleri ilk örnekleri oluşturur. İmgeler üzerinden arketiplerin değerlere yansıması okunabilir. Türk halk bilimi bu konuda çok büyük bir hazineye sahiptir. Mevcut metinler Türk tarihini, Türk kimliğini çok yönlü bir biçimde ortaya koyar. Ana metni günümüze ulaşamasa da Ergenekon Destanı Türkler için kültürel bir mirastır. Milletin hayatta kalması için savaşması, bireyin hayatta kalması için beslenmesi gereği karşısında, coğrafya temelli bu metindeki imgeler üzerinden psikanalitik bir okuma denemesi yapılmaktadır. Orhan Ural’ın “Ergenekon Destanı” özet metni diğer özet metinlerle karşılaştırılmış ve bu çalışmaya referans alınmıştır. Ergenekon Destanı ifadesiyle kastedilen metin bu olacaktır. Bu anlatıda Türklerin yeniden doğuşu, tarih sahnesinde tekrar yer almaları imgesel olarak anlatılır. Geçmişten günümüze farklı özet metinlerle ulaşan Ergenekon Destanı’ndaki imgeleri tespit etmek kültürümüze dair okumaları derinleştirecektir. Anne arketipinin imgeye dönmesinin aslında Türklere ait bazı millî değerlerin yansıması olduğu fark edilmiştir. Ergenekon Destanı Göktürklerin güç kaybı ve düzen değiştirmesi gibi olumsuzluklarla başlar. Sonrasında mücadele, doğa karşısında konumlanma, ateş ve hayvan imgeleriyle devam eder. Ateş imgesi günümüze kadar farklı ritüellerde temel simge ve kutsiyet ifadesi olarak kullanılmıştır. Bunun altında yatan nedenler Ergenekon Destanı’nda arandığında (farklı okumalar mümkün olmakla birlikte) arınmaya ve babanın izine gönderme olabilir. Su anneyle, ateş de babayla bağdaştırılarak okunduğunda canlılık ve güç imgeleri de yerini bulur. Ateşe yüklenen kutsiyet gibi, hayvanlarla ilişkinin de Türk kimliğinin neresinde olduğu merak edilmiştir. Hayvanlarla özdeşimin farklı yansımaları Ergenekon Destanı’nda kurt, at, ceylan ve diğer av hayvanları üzerinden izlenip onların destanda hangi değerleri karşıladığı incelenmiştir. Hayvanlara yüklenen değerlerle günümüzde Türk kültürünün farklı ögelerinde bu değerlerin yaşatıldığı fark edilmiştir. Bazı imgeler Türklerin beslenme algılarını, mutfak kültürünü bile yönetecek kadar toplumsal hafızaya kazınmıştır. Kolektif bilinçdışı fertlerden bağımsız değildir ve Ergenekon Destanı’nda öne çıkan imgeler de Türklerin kolektif bilinçdışını yansıtır. Üstelik dilde ve anlatılarda varlığını hissettiren değerler, toplumsal cinsiyet rolleri için de önemlidir. Aynı doğrultuda toplumsal bilinçdışının izleri Ergenekon Destanı ışığında aranmış, tespit edilen izlekler Jung’un teorisi ve imgelem unsurlarından referans alınarak okunmaya çalışılmıştır. Bu kuramsal temele dayanarak yapılmaya çalışılan çıkarımlar Türk kültüründeki millî ve ferdî değerlerle karşılaştırılmıştır.
The first humans’ efforts to find a place in nature, to reach the knowledge of where s/he came from and where s/he belongs; understanding as an existential necessity combines with the need to tell. First dreams became images and oral signs. Images could be a leg to stand on when people are trying to identify themselves while they are searching for a safe harbor. Regardless of any nation or culture, myths are the first answers when people ask themselves the question “Who am I?”. Since social values can be transferred through myths, social identities can be studied in the light of images and signs. Images and signs help to understand the society that they arose from with their values, art, and folklore. This power of folkloric imagery opens a door to the collective unconscious whose limits were identified clearly by Jung. Jung’s archetypes are the first examples in the collective unconscious. Turkish folklore has the richest treasure in the world in this regard. Existing texts reveal Turkish history and Turkish identity in a versatile way. The influence of archetypes on values can be examined through images and the oral reflections of the images, signs. In the light of the aforementioned knowledge, this study examines the Ergenekon epic which is a cultural heritage for Turkish people. Although the main text has not survived, Ergenekon Epic is a cultural heritage. It is necessary for the nation to fight, for the individual to be fed. In the geography-based epic, a psychoanalytic reading attempt is made through images. Orhan Ural's "Ergenekon Epic" summary was compared with other abstracts and reference was made to this study. Identifying the images in the Ergenekon Epic, which has reached the present with different summary texts from the past, will deepen the readings about culture. When water correlated with mother and fire with father, aliveness and power images finds their place. Just like ascribing holy meaning to fire, the relationship between animals and Turkish people's identity is also concerned. Turkish people classified the animals by considering their powers, qualities, and their position in nature. Different reflections of animal identification are examined through wolf, horse, gazelle, and other prey animals in the Ergenekon Epic. Corresponding values of these animals are examined. Values create differences between nations. National values can not be considered without individual values. Some imageries are engraved in people’s memory so that they may manage the perception of nutrition or even cuisine culture. Values that show themselves in languages and narrations are also significant for gender roles. In this regard, marks of the collective unconscious are examined in Ergenekon Epic. Identified marks are also considered in the light of Jung’s theory and imagery. Inferences regarding this theoretical basis are compared with the national and individual values of Turkish culture.
Description
Keywords
Toplumsal bilinçdışı
Citation
https://doi.org/10.58242/millifolklor.1107545